Otomobil ve Otomobil
• 14/6/2006 - Yeni Santa Fe yollarda
Hyundai
Assan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, SUV-D segmentinde yer alan yeni
''Santa Fe'' modelinin, Kasım 2000 tarihinde Türkiye piyasasına ilk kez
sunulan eskisinin 6 yıldaki satış rakamının yarısına, ilk yılda
ulaşacağına inandıklarını belirtti.
Kibar, ''baştan yaratılan'' iç ve dış tasarımı, yeni geliştirilen motoru, artırılan güvenliği ile Ocak 2006'da Detroit Otomobil Fuarı'nda görücüye çıkartılan Hyundai Sante Fe'nin Adana'da tanıtımı amacıyla düzenlenen ''Basın Deneme Sürüşü Programı''na katıldı.
Kibar, Mart ayında Cenevre Otomobil Fuarı'nın ardından Avrupa'da piyasaya sunulan yeni Santa Fe'nin Türkiye'de olduğu gibi tüm dünyada pazar payını sürekli olarak büyüten SUV segmentinde Hyundai'nin daha fazla tüketiciye ulaşmasını sağlayacağını söyledi.
Yeni Sante Fe'nin kendine özgü tasarımı sayesinde arazi şartlarında
otomobil konforunu sunduğunu ifade eden Kibar, ilk satışa sunulduğu
günden itibaren kısa sürede büyük talep gördüğünü belirtti. Hyundai
Santa Fe'nin, Türkiye'de ilk kez 2000 yılı Kasım ayında 2.7 V6 motor
seçeneğiyle satışa sunulduğunu anımsatan Kibar, şunları kaydetti:
''Ekim 2002'de 2.0 CRDi dizel motora kavuşan ve Mart 2005'te makyajlanan Hyundai Santa Fe'den, Türkiye'de bugüne kadar yaklaşık 2 bin adet satıldı. Yeni Santa Fe'nin, Kasım 2000 tarihinde Türkiye piyasasına ilk kez sunulan eskisinin 6 yıldaki satış rakamının yarısına ilk yılda ulaşacağına inanıyoruz. Bulunduğu segmentte 7 kişilik oturma kapasitesi sunan tek 4x4 olan yeni Santa Fe, Türk otomotiv sektöründe toplam binek araç satışlarında yüzde 3 oranında paya sahip olan SUV-D segmentinde Hyundai'nin gücünü artırmasında önemli bir rol oynayacak.
Sınıfındaki en büyük araç olan yeni Santa Fe, eskisine göre 175 milimetre daha uzun, 45 milimetre daha geniş, 65 milimetre daha yüksek ve 80 milimetre daha uzun dingil mesafesine sahip. Bu sayede daha konforlu ve geniş bir iç hacme kavuşan Santa Fe, dinamik ve çekici tasarımla Hyundai'nin gelişmiş kalitesini, üstün performansını ve sağlamlığını bir araya getiriyor.''
Kibar, heyecan verici, estetik, şık, dinamik, agresif ve modern bir karaktere sahip olan aracın, 30-50 yaş arasında, genelde erkek sürücülere hitap ettiğini belirtti.
Hedef kitle arasında, yoğun iş hayatında şehir içinde araçlarında her türlü konforu arayanlar olduğunu anımsatan Kibar, ayrıca hafta sonları aileleriyle vakit geçirmeyi ve seyahat etmeyi sevenler, işadamları, statü ve prestije önem verenler ve orta-üst düzey yöneticilere hitap ettiğini vurguladı.
Kibar, 2.2 CRDi V6T H-Matic motora sahip Sante Fe'nin select tipinin 81 bin 500 YTL, style tipinin 88 bin 500 YTL, stlyle max tipinin ise 90 bin 700 YTL'ye satışa sunulduğunu vurguladı Genel Müdür Kurthan Tarakçıoğlu'nun da katıldığı toplantının ardından deneme sürüşü yapıldı, off-road aktivitesi gerçekleştirildi. Benzer etkinliğin, Mersin'de de yapılacağı kaydedildi.
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/6/2006 - Mercedes yeni e serisini tanıttı
Şirket tarafından yapılan açıklamada, yeni nesil E-serisinin 4 ve 6
silindirli modellerinin standart donanımının daha zenginleştirilmiş,
emniyet sisteminin daha da geliştirilmiş ve motorlarının daha da
güçlendirilmiş olmasına rağmen satış fiyatlarının aynı kaldığına dikkat
çekildi.
Mercedes-Benz temsilcilikleri ve yetkili satış bayilerinde 10
Haziran'dan itibaren satışa sunulacak E-serisi otomobillerde, yaklaşık
2 bin parçanın yenilendiği ve geliştirildiği belirtildi.
Dünyanın ilk otomobili olarak yeni nesil E-serisinde yol ve hava
şartlarına uyum sağlayan 5 farklı ışık fonksiyonlu adaptif farların
sunulduğu ifade edilen açıklamada, ''Bi-Xenon'' farları ve far
temizleme sistemiyle birlikte sunulan ''Intelligent Light'' sisteminin
fiyatının 1.618,20 Avro'dan başladığı kaydedildi.
Bunun yanı sıra yeni nesil E-serisinin standart donanımında ''Adaptive
Brake'' fren sisteminin, lastik basınç kaybı uyarıcısının ve ön aksta,
direksiyon sisteminde ve şanzımanda yapılan modifikasyonlar sayesinde
çevikliği artıran ''Direct Control'' sisteminin yer aldığı belirtildi. |
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/6/2006 - Mısır ve buğdayla çalışan otomobil
Bilim ve teknoloji dergisi Popular Science’nin kategorisinde ’2005
yılının en iyisi’ olarak seçtiği, hem benzin hem de etanolla çalışan
Saab 9-5 Bio-power, önümüzdeki aydan itibaren Türk pazarına giriyor. 45
bin 500 Euro’dan başlayan fiyatlarla satılacak bu araçlarda yakıt
olarak mısır, buğday ve pancardan üretilen etanol kullanıldığı
taktirde, aracın gücü bir anda yüzde 20 artarak, 150 beygirden 180
beygire çıkıyor.
Sonunda ekonomik avantajları ve çevreci
özellikleri nedeniyle fosil yakıtlara alternatif olarak geliştirilen,
kullanımı tüm dünyada giderek yaygınlaşan bio yakıtlı araçların
Türkiye’ye ithalatına da başlanıyor. Bilim ve teknoloji dergisi Popular
Science’nin ’2005 yılının en iyisi’ olarak seçtiği, hem benzin hem de
etanolla çalışan Saab Bio-power, önümüzdeki aydan itibaren Türk
pazarına giriyor. Ancak, 45 bin 500 Euro’dan başlayan fiyatlarla
satılacak bu araçlarda kullanılacak bio yakıtların üretimi, bir türlü
Türkiye’de yaygınlaşamıyor.
Bu da mısır, arpa, buğday, pancar
gibi yenilebilir ürünlerden elde edilen bio etanolun (alkol),
Türkiye’de sadece tek bir firma tarafından kısıtlı kapasitede
üretilmesinden kaynaklanıyor. Bunu da, TÜSİAD eski Başkanı Erkut
Yüceoğlu’nun 30 milyon dolarlık yatırımla Bursa’da kurduğu Tarkim adlı
şirket gerçekleştiriyor. Bu şirketin yıllık üretim kapasitesi de 30 bin
tonu geçmiyor.
AVRUPA’DA TEŞVİK EDİLİYOR
Oysa,
Avrupa ve Amerika’da gerek üretici, gerekse tüketici bazında ekonomik
açıdan teşvik edilen bu çevreci yakıt, Türkiye’de aynı desteği
görmüyor. Hatta, kaçak akaryakıt tüketimini körüklediği gerekçesiyle,
ek vergi uygulamalarıyla, cazip olmaktan çıkarılıyor.
Buna
karşın, Avrupa ve Amerika’da özel vergi indirimleri, bedava park
imkanları gibi uygulamalarla teşvik edilen bio yakıtlar için özel yakıt
istasyonları kurularak, kullanımı yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.
Önümüzdeki
aydan itibaren Türkiye’de satışına başlanacak olan Saab’ın 9-5
Bio-power, Belçika’da otomobil basını tarafından her yıl verilen ’Yeni
Buluş’ ödülünü de, geçtiğimiz ocak ayında aldı.
GÜCÜ YÜZDE 20 ARTIYOR
Saab,
Türkiye ile birlikte bir çok Avrupa ülkesinde aynı anda satışa sunacağı
hem benzin, hem de bio etanolla çalışma özelliğine sahip olan 2 litre
motorlu Bio-power modelinin tanıtımını, Budapeşte’nin F1 pisti,
Hungaroring’de gerçekleştirdi. Benzinle çalıştığında 150 beygir güç
elde eden Bio-power’da, 104 oktan özelliğine sahip bio etanol
kullanıldığında, aracın gücü bir anda yüzde 20 artarak, 180 beygire
çıkıyor.
Aracın, bio yakıtla artan gücü, performans
değerlerinde de önemli farklılıklara yol açıyor. Normal benzinde 9.8
saniye olan 9-5 Sedan’ın 0’dan 100 kilometreye çıkış hızı, bio etanolda
8.5 saniyeye düşüyor. Ayrıca, beşinci viteste 80 kilometreden 120
kilometreye çıkma hızı da, 14.9 saniyeden, 12.6 saniyeye iniyor. Aracı
F1 pistinde test ettiren Saab, etanoldan kaynaklanan bu ekstra gücü,
gazetecilerin de açıkça hissetmesini sağladı. Gerçekten de, 30
beygirlik bu güç farkı, aracın performansında oldukça farklılıklara yol
açıyor.
ETANOL BULUNMUYOR
Tanıtımda,
bio etanolun çevre faktörünün yanı sıra, ekonomik açıdan da
tüketicilere sağladığı katkılara değinildi. İsveç’ten verilen
örneklerle, yılda 15 bin kilometre yol yapan bir araçta, 1350 litre
benzin tüketilirken, bu bio yakıtta, 1735 litreye çıkıyor. Ancak bunun
yüzde 15’ini benzin oluşturuyor. Geri kalan 1472 litre etanol de,
kullanıcılara yüzde 30’luk bir fiyat avantajı sağlıyor. Türkiye’de ise
bırakın fiyat avantajını, bio yakıt bile kolay kolay bulunamıyor.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/6/2006 - İlk yerli otomobil Hattat 2007'de yola çıkıyor
Türk otomotiv endüstrisi, son 10 yılda önemli gelişmeler göstererek ihracatta tekstilden sonra ikinci sektör olmayı başardı.
Otomotiv yan sanayii yüzde 80’lere varan oranlarda yerli üretim
kapasitesine ulaşmasına rağmen Türkiye henüz yerli bir otomobil
markasına sahip değil. Şimdiye kadar yerli oto geliştirme girişiminde
istenilen sonuca ulaşılamadı. Son dönemde enerji ve endüstri
yatırımlarıyla adından söz ettiren Hattat Holding, otomotiv yan
sanayiindeki birikimini yerli otomobil üretmek için devreye sokmaya
hazırlanıyor. Halen Tofaş, Renault, Ford gibi markalara direksiyon,
fren aksamı gibi yedek parçalar üreten grup, bünyesindeki Hema Endüstri
ile, 2007’ye kadar ‘halk tipi’ tabir edilen ucuz otomobil üretecek.
İstanbul Çerkezköy’deki tesislerinde altyapı hazırlıklarına başlayan
firma, binek ve ticari araç konseptinde üretim hedefliyor. Yaklaşık bir yıldır Çin, Japonya, Avrupa ve Amerika gibi
otomotivde öne çıkan ülkelerde incelemelerde bulunan Hema mühendisleri,
Türkiye’de daha önce üretilmemiş özgün bir tasarım arayışı içinde.
Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat, Valtra ve
Universal markalı traktörlerin üretildiği firma bünyesinde otomobil
şirketinin kurulduğunu belirtiyor. İlk etapta bu şekilde üretim
yapılacağını anlatan Hattat, uzun vadede ise ayrı bir şirket kurulacağı
bilgisini veriyor. Hattat’ın verdiği bilgiye göre, firma İngiltere’de
faaliyet gösteren bir döküm fabrikasını satın aldı. Tesis bütün
ekipmanlarıyla sökülüp Türkiye’ye getirilecek. Şu anda sökümü süren ve
yaklaşık iki ay içinde montajı tamamlanacak olan fabrika, Türkiye’nin
ikinci büyük üreticisi olacak. Firma, otomobil fabrikası için de aynı
yöntemi uygulayacak. Mehmet Hattat, Avrupa’da kapanmaya yüz tutmuş çok
sayıda otomobil fabrikası bulunduğunu ve bunlardan anlaştıkları bir
tanesini satın alıp Türkiye’ye kuracaklarını belirtiyor. Hattat,
amaçlarına uygun yapıdaki birkaç firmayla satış görüşmelerinin
sürdüğünü belirtiyor. Hattat, “Üretimde herhangi bir yerli ve yabancı
ortak düşünmüyoruz. Avrupalı ve Amerikalı otomotiv şirketleriyle satış
görüşmelerimiz var.” bilgisini veriyor. Otomotiv, turizm ve enerji
sektörlerine büyük önem verdiklerini ifade eden Hattat, “Buralarda
büyümek istiyoruz. Bu alanlar bize güç katacak.” şeklinde konuşuyor.
Hema TRW Otomotiv Direksiyon Sistemleri Genel Müdürü Şevket Tüken de
‘Hattat’ markasıyla üretilecek otomobil için 100 milyon dolarlık bir
yatırım öngörüldüğü bilgisini veriyor. Fabrikanın çok kısa bir süre
sonra devreye gireceğini belirten Tüken, bu yıl deneme üretimine
başlayacaklarını açıklıyor. Tüken, üretimin montaj şeklinde
başlayacağını, daha sonra ise tamamen kendi üretimleri olan bir
otomobili piyasaya süreceklerini kaydediyor. Firma, motor ve ana
parçalar haricindeki aksamları kendisi üretmeyi hedefliyor. Şevket
Tüken, Batı Karadeniz’deki metan gazı üretimini öncelikle elektrik elde
etmek için kullanacaklarını, daha sonra otomobil yakıtı olarak
değerlendirebileceklerini belirtiyor. Holdingin 2010’a kadar 1 milyar
dolar ciro hedeflediğini ifade eden Tüken, yeni yatırımlarla 30 şirket
arasında yer almayı amaçladıklarını vurguluyor. Hattat Holding, Silahlı
Kuvvetler’in tank modernizasyonuna da talip. Holdingin Yönetim Kurulu
Başkanı Mehmet Hattat, 3 bin M60 tankının İsrailli firma tarafından
tanesi 4,5 milyon dolara modernize edildiğini, kendilerinin ise aynı
işi 1,5 ile 2 milyon dolara yapabileceğini vurguluyor. Yerli oto üretimi sonuçsuz kaldı
Yerli otomobil geliştirme girişimi 1950’lerden bu yana sürüyor.
Devlet Demiryolları tarafından 1961’de bütün parçaları yerli olarak
üretilen ‘Devrim’ markalı otomobil, halka tanıtıldığı sırada benzini
bittiği için yürütülememiş ve üretimi durdurulmuştu. Daha sonra Koç
Grubu tarafından piyasaya sürülen Türk otomobili Anadol, bantlara veda
ettiği 1984’e kadar 62 bin 543 adet üretilerek yerini sac karoserli
Ford Taunus’a bıraktı. 1999 yılında Jet-Pa Holding’in büyük
kampanyalarla kamuoyuna duyurduğu ‘İmza 700’ adını alacak son yerli
otomobil girişimi de başarısızlıkla sonuçlanarak sadece bir isim olarak
hafızalarda kaldı.
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/6/2006 - En çok satan model Doblo
Tofaş'tan
yapılan açıklamada, Bursa'da üretilip ihraç edilen ve 2006 Yılının
Ticari Aracı seçilen Yeni Fiat Doblo'nun, geçen ay sonunda otomotiv
sektöründeki tüm otomobil ve ticari araç modelleri arasında ''en çok
tercih edilen model'' olduğu ifade edildi.
Yılın ilk 5 ayında toplam 14 bin 973 adet Doblo satılırken, Mayıs ayında ise 4 bin 852 adet satış rakamına ulaşıldı.
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/6/2006 - Aracıyla tatile çıkacaklara uyarılar
Sıcakların en yüksek olduğu aylarda trafik kazaları da tavan yapıyor.
Çünkü yükselen sıcaklıklara paralel olarak trafiğe çıkan araç sayısı da
artıyor.
Selçuk
Üniversitesi Kazaları Araştırma, Önleme ve Uygulama Merkezi Müdürü
Prof. Dr. Ömer Halis Tombaklar’a göre son 5 yılın istatistiklerine
bakıldığında temmuz, ağustos ve eylül aylarında trafik kazalarında
“rekor” artış yaşandı. “Kazaların daha çok yaz aylarında meydana
gelmesi bir tesadüf değil. Özellikle ağustosta artmasının nedeni araç
sayısındaki artış ve aşırı sıcaklar” diyen Tombaklar, aşırı sıcağın
konsantrasyon kaybına neden olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Tombaklar’ın tatile çıkacak sürücülere önerileri şunlar:
Sıcak
havalarda, özellikle belli saatlerde vücut kimyası değişir. Aracınızda
klima yoksa saat 11.00-15.00 arasında kesinlikle trafiğe çıkmayın.
Seyir halindeyseniz aracınızı gölge bir alana çekip hava serinleyene kadar bekleyin.
Uykunuzu iyice alın.
Yola
çıkmadan önce vücudu ağırlaştıran, uyuşturan ağır yağlı yiyeceklerden
uzak durun. Bunların yerine vücutta su dengesinin korunmasını sağlayan
meyve ve sebze tüketin ve bol su için.
Kurallara uyun.
Türkiye’de trafiğe çıkanların yüzde 70’i kurallara uymuyor. Avrupa’dan
gelenler de bu psikolojiye ayak uyduruyor. Denetimler de az olduğundan
kaza olasılığı yükseliyor. İstatistiklere göre, 2003 yılı ağustos
ayında 484, 2004 yılında 490,2005 yılında ise 53 bin 386 kazada 583
kişi hayatını kaybetti.
SAVAŞ BİLANÇOSU GİBİ Türkiye
Trafik Kazaları Yardım Vakfı Başkanı Prof. Dr. Rıdvan Ege de ülkede 13
milyon aracın bulunduğunu, bu kadar yoğun araç trafiğine karşılık yol
bakımı ve denetimlere yeterince önem verilmediğini söyledi: “Bütün
dünyada karayoluyla olan trafik yüzde 20-40 oranındayken, Türkiye’de bu
rakam yüzde 90’a ulaşıyor. Toplumda, sosyal bir patlama yaşanıyor.
Sevgi, saygı hiçe sayılarak, kurallar bir çok yerde olduğu gibi
trafikte de ihlal ediliyor. Herkes, aracın başına geçince (yol önce
benim, ben hız yaparım, ben giderim) gibi bencil tavırlar sergiliyor”
diye konuştu. Türkiye’de, trafik kazalarında yılda 9-10 bin kişi
hayatını kaybederken on binlerce kişi de yaralanıyor. Trafik
kazalarının bilançosu üzerinde yapılan araştırmalardaki sayısal
verilere her gün bir yenisi eklenirken, kazalar sonucu oluşan ekonomik
kayıp da giderek büyüyor.
SAATBAŞI BİR KİŞİ ÖLÜYOR Araştırmalara
göre, Türkiye’de saatte ortalama 50 trafik kazası meydana gelirken, bu
kazalarda 1 kişi ölüyor, 12 kişi de yaralanıyor. Bu acı tablonun
Türkiye ekonomisine açtığı yıllık 15 milyar dolarlık zararla ise
ülkenin çok sayıda eksiği kapatılabiliyor.
Hesaplara göre,
kazalardaki maddi kayıpla bir kilometresi ortalama 8 milyon dolara mal
edilen otoyoldan, her yıl bin 875 kilometre yapılabilirken, 5 bin
kilometre demiryolu örülebiliyor. Geçen yıl 570 bin 419 kazada 3 bin
215 kişi hayatını kaybettiği istatistiklere yansırken, bu yılın ilk 4
ayında meydana gelen 210 bin 45 kazada bin 1 kişi yaşamanı yitirdi, 40
bin 488 kişi ise yaralandı.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından
yayınlanan raporda ise trafik kazalarının önemli bir halk sağlığı
sorunu olduğunun altı çizilerek, dünyada her yıl bu yüzden yaklaşık 127
bin kişinin hayatını kaybettiği, 2.4 milyon kişinin ise yaralandığı
vurgulanıyor, trafik kazalarının neden olduğu maddi kayıpların bir
ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 2’sine ulaştığına dikkat
çekiliyor.
REKORTMEN İLLER Emniyet Genel
Müdürlüğünce istatistiklerine göre, 2005 yılında meydana gelen trafik
kazaları ve sonuçlarının illere göre dağılımına bakıldığında İstanbul
birinci sırada yer alırken, bu ili Ankara ve İzmir takip ediyor.
Yapılan araştırmaya göre, geçen yıl kaza ve ölü sayısı şöyle
İstanbul: Kaza 186 bin 831, ölü sayısı 270
Ankara: Kaza 76 bin 921, ölü sayısı 186
İzmir: Kaza 49 bin 474, ölü sayısı 105
Aynı istatistik çalışmasında Ardahan 148 kazada 2 ölüm, Hakkari ise 169 kazada 3 ölüm olayıyla en alt sıralarda yer alıyor.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/6/2006 - 4 otomobilden 3'ünü AB'ye sattık
|
AA muhabirinin, Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) verilerinden
derlediği bilgilere göre, Türk otomotiv sektörü, ocak-mayıs döneminde
gelişmiş batı ülkeleri başta olmak üzere 5 kıtada toplam 162 ülke ve
özerk bölgeyle 12 serbest bölgeye ihracat yaptı.
Toplam 5 milyar 891 milyon 356 bin dolarlık otomotiv ihracatının, 4
milyar 311 milyon 835 bin dolarlık kısmı, Türkiye'nin geleneksel olarak
en büyük ticari partnerleri konumundaki AB ülkelerine gerçekleştirildi.
Bu rakam, toplam otomotiv ihracatının yüzde 73,2'sini karşılarken,
AB üyesi 25 ülkenin, 137 ülke karşısındaki potansiyelini de ortaya
koydu.
-İHRACATIN YARISINDAN FAZLASI 4 ÜLKEYE-
AB
ülkeleri arasında İtalya, Almanya, Fransa ve İngiltere'ye yapılan
ihracat, 3 milyar 10 milyon 321 bin dolar ile toplam otomotiv
ihracatının yarısından fazlasını oluşturdu.
AB üyesi İspanya, Hollanda, Belçika, İrlanda, Avusturya, İsveç,
Yunanistan, Finlandiya, Danimarka, Portekiz, Lüksemburg, Polonya,
Letonya, Macaristan, Litvanya, Slovenya, Slovakya, Malta, Çek
Cumhuriyeti, Kıbrıs ve Estonya'ya yapılan ihracat da, yine üst
sıralarda yer aldı.
-ADAY ÜLKELER-
Aday ülke konumundaki Romanya ve Bulgaristan da eklendiğinde, birliğin pazar payı yüzde 76,9'u buldu. Bu iki ülkeye ocak-mayıs döneminde, 219 milyon 612 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Toplam otomotiv ihracatının yüzde 3,7'inin yapıldığı ve yakın gelecekte AB üyesi olması beklenen Romanya'da yüzde 8.5, Bulgaristan'da ise yüzde 27,7 oranında artış kaydedildi. AB üyesi ve aday ülke konumundaki toplam 27 ülkeye 4 milyar 531 milyon 447 bin dolar ihracat yapılırken, kalan 135 ülkeye gerçekleştirilen ihracat ise 1 milyar 359 milyon 909 bin dolar ile sınırlı kaldı. Ocak-mayıs döneminde en fazla ihracat yapılan 10 ülke ve serbest bölge ise şöyle:
. Bin Değişim Ülke (Dolar) (yüzde) ------------------------------------- ---------- -------- İtalya 931.321 42,1 Almanya 866.255 6,8 Fransa 713.031 26,0 İngiltere 499.712 -1,4 İspanya 338.835 21,7 Romanya 173.260 8,5 İstanbul Deri Serbest Bölgesi 159.390 -2,6 Rusya Federasyonu 155.184 32,4 Polonya 122.638 12,3 Hollanda 122.156 -39,3
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/6/2006 - En yeni ve en hızlı otomobiller
|
Hiperaktif Renault Clio eylülde gelecek Renault'nun
Renault Sport Technologies mühendisleri tarafından tasarlanan Yeni Clio
Renault Sport, 7250 devirde 200 bg güç ve 5550 devirde 215 Nm tork
üreten atmosferik 2.0 16v motorla donatıldı. Bu motor, Clio Renault
Sport 2.0 16v üzerinde büyük beğeni kazanan motordan türetilerek
geliştirildi. Silindir hacminin litresi başına 100 bg spesifik güç
sunuyor. Yeni Clio Renault Sport'ta altı vitesli manuel şanzıman var. Hassas
kumandalı ve kısa vites aralıklı şanzıman tüm ara kademelerde yeniden
hızlanmaları kolaylaştırıyor. Araç sıfırdan 100 km hızlanmasını sadece
6.9 saniyede tamamlarken, 1000 m mesafeyi 27.5 saniyede kat ediyor.
Azami hızı 7000 devirde 215 km ile sınırlı. Karma kullanımda 100 km'de
8.9 litre yakıt tüketiyor. Yeni Clio Renault Sport'ta aktif güvenlik
olarak EBV, ABS, ESP ve ASR fren sistemi bulunuyor. Yeni Clio Renault
Sport'ta ülkelere göre sayıları sekize varan havayastığı standart
olarak bulunuyor. Fiesta S'in ekonomi bilgisi de tam Ford'un binek otomobil pazarında küçük sınıfta yer alan Fiesta modelinin performans versiyonları S ve ST'nin kalbine dizel motoru güç veriyor. Fiesta S'in 1560 cc silindir hacmindeki motoru, 4000 devirde 90 hp güç, 1750
devirde 204 Nm tork üretiyor. Beş ileri şanzımanıyla sıfırdan 100 km'ye
11.9 saniyede ulaşıyor ve maksimum 180 km hız yapıyor. Ortalama olarak
100 km'de 4.4 litre yakıt tüketiyor. Aktif güvenlik sistemi olarak ABS,
EBD, sürücü ve yolcu havayastığı standart olarak sunuluyor. Fiesta S,
33 bin 330 YTL'den satılıyor. Daha da güçlüsü Fiesta
ST'in 1999 cc silindir hacmindeki motoru, 6000 devirde 150 hp güç, 4500
devirde 190 Nm tork üretiyor. Beş ileri şanzımanıyla sıfırdan 100 km'ye
8.4 saniyede ulaşıyor ve maksimum 208 km hız yapıyor. Ortalama 100
km'de 7.4 litre yakıt tüketiyor. Aktif güvenlik sisteminde ABS, EBD,
sürücü ve yolcu havayastığı standart olarak sunuluyor. Fiesta ST, 37
bin 730 YTL'den satılıyor. Focus ST'yi yarış otomobili mühendisleri yarattı Ford'un
yarış ve yüksek performanslı yol otomobili mühendislerinin bir araya
gelerek kurdukları Team RS ekibi, dizel motorlarla Focus S ve ST'ye güç
verdi. Focus S'in 1560 cc silindir hacmindeki motoru, 4000 devirde 109
hp güç, 1750 devirde 240 Nm tork üretiyor. Beş ileri şanzımanıyla
sıfırdan 100 km'ye 10.9 saniyede ulaşıyor ve maksimum 188 km hız
yapıyor. Ortalama olarak 100 km'de 4.8 litre yakıt tüketiyor. Aktif
güvenlik sistemi olarak ABS, EBD, Sürücü, yolcu ve yan havayastığı
standart olarak sunuluyor. Focus S, 39 bin 550 YTL'den satılıyor. Focus
ST'in 2522 cc silindir hacmindeki motoru, 6000 devirde 225 hp güç,
1600-4000 devir arasında 320 Nm tork üretiyor. Altı ileri Durashift
şanzımanıyla sıfırdan 100 km'ye 6.8 saniyede ulaşıyor ve maksimum 241
km hız yapıyor. Ortalama olarak 100 km'de 9.3 litre yakıt tüketiyor.
Aktif güvenlik sistemi olarak ABS, EBD, ESP, TCS, EBA, sürücü, yolcu,
yan ve perde hava yastığı standart. Focus ST'nin fiyatı 38 bin 806 avro.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/6/2006 - Ferrari 599 GTB Türkiye'ye geldi
Ferrari'nin F1 test pisti “Fiorano” kod adıyla anılan Ferrari 599 GTB,
Ferrari geleneğinin en önemli otomobili olarak görülüyor. 1,3
milyon avroluk “Enzo” modelinin motoruna sahip olan 599 GTB Fiorano, en
hızlı ve en güçlü seri üretim Ferrari olarak tanımlanıyor. 599 GTB
Fiorano'nun 5.999 santimetreküp hacminde 12 silindirli motoru, 620
beygir güç üretebiliyor. 599 GTB Fiorano, sıfırdan 100 kilometreye 3,7
saniyede çıkabiliyor.
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 11/3/2006 - Fiat Grand Punto yollarda
Bodrum Paşalı Otomotiv Show Room'da düzenlenen tanıtım kokteyline Paşalı Otomotiv sahibi Kemal Paşalı'nın yanı sıra çok sayıda araba meraklısı ve gazeteci de katıldı. Tanıtım kokteyline katılan yetkililerin verdiği bilgiye göre Grande Punto, Euro NCAP'ten 5 yıldız aldı. Fiat'ın Melfi fabrikasında üretilen Grande Punto'nun lanse edildiği İtalya, Fransa, Almanya ve İspanya pazarlarında da ilgi gördüğü ve Grande Punto'nun tasarımcısının ise ünlü Giorgetto Guigiaro olduğu da açıklandı. Düzenlenen kokteyl sonrası Grande Punto'nun teknik özellikleri hakkında bilgiler verildi. Dansçı kızların ve mankenlerin gösterisi ise Bodrumlu araba meraklıları tarafından ilgiyle izlendi.
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|